Kısa Mesafe Sürat Koşularında Kan Laktat Seviyesi


Kısa Mesafe Sürat Koşularında Kan Laktat Seviyesi

Egzersiz sırasında artan enerji ihtiyacı başta acil enerji kaynakları olmak üzere karmaşık bir
süreç sonucunda karşılanmaktadır. Kısa süreli zirve yüklenmelerde enerji gereksiniminin nasıl
karşılandığının anlaşılması çalışmamızın ana konusudur. Çalışmanın amacı 30 m ve 60 m
koşularından sonra sporcuların kan Laktat seviyelerinin belirlenmesidir. Araştırmaya sekiz sporcu
gönüllü katılmıştır. Sporcuların boy ortalamaları 178 ± 3.49 cm, vücut ağırlıkları 78 ± 10.24 kg,
yaş ortalamaları da 22 ± 2.05 yıldır. Isınma öncesi ve sonrasında, 30 m ve 60 m koşularında sonra
birinci dakika, dördüncü dakika ve yedinci dakikadan sonra olmak üzere toplam beş Laktat ölçümü
yapılmıştır. 30 m ve 60 m koşularının ölçümleri ayrı günlerde ve en az 24 saat arayla yapılmıştır.
Sporcuların 30 m koşu öncesi dinlenim kan Laktat seviyelerinin ortalaması 1.21 ± 0,34 mmol/lt,
ısınma sonrasında 1.55 ± 0,59 mmol/lt, 30 m koşusundan sonraki birinci dakikada 3.20 ± 0.83
mmol/lt, dördüncü dakikada 3.88 ± 0,82 mmol/lt, yedinci dakikada 3.92 ± 0,99 mmol/lt olarak
bulunmuştur. Sporcuların 60 m koşu öncesi dinlenim kan Laktat seviyelerinin ortalaması 1.47 ±
0,88 mmol/lt, ısınma sonrasında 1.57 ± 0,76 mmol/lt, 60 m koşusundan sonraki birinci dakikada
4.61 ± 0.99 mmol/lt, dördüncü dakikada 6.01 ± 2.02 mmol/lt, yedinci dakikada 6.93 ± 1.38 mmol/lt
değerlerindedir. Çalışmamızda 30 m ve 60 m koşularından sonra ulaşılan kan Laktat değerleri, kısa
mesafe sürat koşularının erken safhalarından itibaren anaerobik glikolizin güç çıktısına önemli bir
katkı yaptığını düşündürmektedir.


GİRİŞ

Enerji metabolizmasında, kimyasal enerjinin mekanik işleve dönüşümü Adenozintrifosfat (ATP)
ile olur. Kas hücresi kimyasal enerjiyi önce ATP’ye sonrada mekanik enerjiye çevirir. Ancak bu
dönüşüm sırasında hücre içi ATP seviyesinin metabolik ihtiyaçlar için gerekli olan seviyenin
altına düşmemesi için yüklenme süresi boyunca sürekli olarak ATP’nin yeniden sentezlenmesi
gereklidir. Kısa süreli zirve yüklenmeler sırasında ortaya çıkan enerji ihtiyacı aerobik enerji
kaynaklarıyla ulaşılan enerji dönüşüm hızını (=enerji/zaman) aşar; bu noktada hücre öncelikle
“anaerobik” enerji kaynaklarından Kreatinfosfat (KP) tepkimesiyle ile enerji dönüştürmektedir.
100 m, 200 m ve 400 m koşuları bu enerji döngüsünü en çok zorlayan kısa mesafe sürat koşularıdır.
ATP-KP depoları çok hızlı dönüşebilen enerji kaynakları olmalarına rağmen kısa süreli yüksek
yoğunluklu sürat koşuları sonrasında çok düşük bir seviyeye iner. Teoride KP depolarının normal
düzeydeki egzersizlerde 20 saniye süresinde tüketilebileceği söylenmesine rağmen, zirve ve zirve-
üstü düzeyli koşularında 5-7 s süresi içersinde KP depolarının tüketilebildiği anlaşılmıştır. Teori
ve uygulamanın birbirinde farklı olmasının sebebi ise önceki çalışmalarda yapılan egzersizlerin
zirve performansa ulaşmamasıdır (Hirvonen ve ark., 1987).
KP depolarının hızlı tükenişi, yüksek şiddetli egzersizlerde ATP akışının (=ATP/zaman) diğer
enerji sistemlerinin desteği ile karşılanması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda,
enerji akışı düzeyinin korunabilmesi ve sürekliliğinin sağlanması ancak anaerobik glikolizin üst
düzeyde çalışması ile olabilmektedir. Anaerobik glikoliz sonucu ortaya çıkan Laktat (LA) önce kas içinde ve sonrasında kanda artar. Artan LA miktarı ile birlikte ortama salınan Hidrojen
iyonları kas ve kan pH düzeyini düşürerek asidoza neden olur. Bu süreçte dönüşen enerji akışı
yüksek olmasına rağmen ortaya çıkan metabolitler kas içi kimyasal yapıyı olumsuz yönde etkiler
ve egzersiz şiddetinin çok uzun süre korunamamasına neden olur (Gastin, 2001).
Bu çalışmanın amacı, kısa mesafe sürat koşularında ihtiyaç duyulan yüksek enerji döngüsünde
anaerobik glikoliz tepkime zincirinin son ürünü olarak ortaya çıkan kan Laktat düzeyini
belirlemektir.



GEREÇ VE YÖNTEM

Araştırmaya katılan sekiz erkek gönüllünün boy ortalamaları 178 ± 3.5 cm, vücut ağırlıkları 78
± 10.2 kg, yaş ortalamaları 22 ± 2.1 yıldır. Gönüllülerin ısınma öncesi ve sonrası ile zirve koşusu
(30 m ve 60 m) sonrası birinci, dördüncü ve yedinci dakikada toplam 5 LA ölçümü alınmıştır.
Gönüllü gurubu bireysel performans sporlarında en az 5 yıl spor geçmişi olan kişilerden
oluşturulmuştur. 30 m ve 60 m koşularının ölçümleri birbirinden bağımsız günlerde ve en az 24
saat arayla yapılmıştır. Sporcuların kan LA değerlerinin etkilenmemesi için ısınma protokolü 400
metre yürüyüş ve 15 dakika statik esneme hareketleri şeklinde uygulanmıştır. Bulgular ortalama
ve standart sapma olarak gösterilmiştir. Sporcuların kan LA seviyeleri, parmak ucundan alınan
kapiler kanda Lactate-Plus-Meter®
 marka ölçüm cihazıyla ölçülmüştür.

BULGULAR

Sporcuların 30 m derecelerinin ortalaması 4.20 ± 0.12 sn, 60 m derecelerinin ortalaması ise 7.68
± 0.28 sn’dir.
LA kan düzeyleri 30 m ve 60 m zirve koşuları sonrasında belirgin bir şekilde yüksek çıkmıştır.



Sporcuların 30 metre zirve koşu öncesinde dinlenim kan LA seviyeleri 1.21 ± 0.34 mmol/lt,
ısınma sonrasındaki kan LA seviyleri 1.55 ± 0.59 mmol/lt, 30 metre zirve koşusundan bir dakika
sonra kan LA seviyeleri 3.2 ± 0.83 mmol/lt, 30 metre zirve koşusundan dört dakika sonra kan LA
seviyeleri 3.88 ± 0.82 mmol/lt, 30 metre zirve koşusundan yedi dakika sonra kan LA seviyeleri
3.92 ± 0.99 mmol/lt olarak belirlenmiştir (grafik 1).



Sporcuların 60 metre zirve koşu öncesinde dinlenim kan LA seviyeleri 1.47 ± 0.88 mmol/lt,
ısınma sonrasındaki kan LA seviyeleri 1.57 ± 0.76 mmol/lt, 60 metre zirve koşusundan bir dakika
sonra kan LA seviyeleri 4.61 ± 0.99 mmol/lt, 60 metre zirve koşusundan dört dakika sonra kan
LA seviyeleri 6.01 ± 2.02 mmol/lt, 60 metre zirve koşusundan yedi dakika sonra kan LA seviyeleri
6.93 ± 1.38 mmol/lt olarak belirlenmiştir (grafik 2).
TARTIŞMA VE SONUÇ
Çalışmamızda elde edilen bulgular, kısa mesafe zirve sürat koşularında anaerobik glikolizin
erken safhada devreye girdiğini göstermektedir. Zirve sürat koşularında 50-60 metreden sonra
KP tepkimesinin etkisiz kalması bu görüşü desteklemektedir (Hirvonen ve ark., 1987). Bilimsel
kaynakçada benzer bulgular bildirlmiştir:
Akbaş ve ark. (2011), Türkiye’de elit erkek 100 metre koşucuları üzerine yaptıkları çalışmada
sporcuların kan LA seviyelerini dinlenirken 2.43 ± 0.67 mmol/lt, branşa özgü ısınmadan sonra
6.36 ± 1.76 mmol/lt, 100 metre zirve koşusundan üç dakika sonra 11.82 ± 1.77 mmol/lt ve yedi
dakika sonra 11.07 ± 1.22 mmol/lt olarak kayıt etmiştir.
Hirvonen ve ark. (1987), elit Finlandiyalı 100 metre koşucularının 40 metre zirve koşusu sonunda
kan LA değerlerini 4.5 ± 0.2 mmol/lt, 60 metre zirve koşusu sonunda kan LA değerlerini 5.9 ± 0.4 mmol/lt, 80 metre zirve koşusu sonunda kan LA değerlerini 6.8 ± 0.4 mmol/lt, 100 metre zirve
koşusu sonunda kan LA değerlerini 8.3 ± 0.6 mmol/lt olarak kayıt etmiştir.
Kawczyński ve ark. (2015), elit Polonyalı erkek sprinterlerin 100 m yarışması sonrasında ortalama
kan LA seviyelerini 10.10 ± 1.05 mmol/lt olarak belirlemiştir.
Lacour (1996), sprinterler üzerinde yaptığı araştırmada 100 metre zirve koşusunda sporcuların
ortalama kan LA seviyelerini 14-16 mmol/lt olarak kayıt etmiştir.
Kindermann and Keul (1977), bir raporda, elit erkek sprinterler için 100 metre zirve koşusu
sonunda ortalama kan LA seviyelerini 13,2 ± 1.8 mmol/lt olarak kayıt etmiştir.
Korhonen ve ark. (2003), yetişkin 7 erkek sporcu üzerinde yaptıkları çalışmada 100 metre zirve
koşusu sonrasında ortalama kan LA seviyelerini 14,6 ± 1,5 mmol/lt olarak kayıt etmiştir.
Mevcut çalışma bulguları ile yukarıda özetlenen Türk, Finlandiyalı ve Polonyalı atletlerin verileri
birleştirildiğinde, kısa süreli sürat koşularında kan LA yükselimi (grafik 3) nerdeyse doğrusaldır
(Akbaş ve ark., 2011; Hirvonen ve ark., 1987; Kawczynski ve ark., 2015).



Grafikte görüldüğü üzere kısa mesafeli zirve koşularda anaerobik glikoliz koşunun ilk safhalarında 
devreye girmektedir. Koşunun başlangıcından itibaren kan LA birikimi mesafe ile birlikte artış 
göstermektedir. Özellikle son 20 metrede adım sayısının düşmesi (kasılma sayısının azalması) ve 
yerle olan temasın azalmasına bağlı olarak uygulanan kuvvet miktarındaki azalmaya rağmen, LA 
miktarında ki fazladan artış bize kas içi enerji döngüsünde KP sisteminin yetersiz kalarak ATP 
sentezinin anaerobik glikoliz yolu ile sağlandığını düşündürmektedir.

Sahada elde edilen bu sonuçlar deneysel çalışmalarca desteklenmektedir. Walsh ve ark. (2008), 
izole kas liflerinde glikolizin engellenmesiyle altıncı kasılmadan sonra hücre içi asidozun 
anlamlı olarak azaldığını bildirmişlerdir (grafik 4). Bu deneysel kasılma örneği sprint koşularına 
aktarıldığında, altıncı kasılma ilk 10 metrelik mesafeye denk gelmektedir. Anaerobik glikoliz 
sprint koşularının ilk aşamasında devreye girerek LA ve Hidrojen iyonu üretimini artırmaktadır.
     

ÖNERİLER

Sprint sonrasındaki 5-7 dakika boyunca kan LA seviyesinde artışın devam etmesi ve ancak 
onuncu dakikadan itibaren düşme eğiliminin görülmesi, vücudun tekrar bir zirve sprint eforu 
için yenilenmesinin ancak uzun sürede olabileceğini göstermektedir (Akbaş ve ark., 2011; 
Kawczynski ve ark., 2015).
Elit 100 metre koşucularında branşa özgü ısınma sonrasında ölçülen yüksek kan LA değerleri, 
ısınma şiddetinin enerji metabolizması ve LA artışına olan etkisini göstermektedir (Krysciak ve 
ark., 2015; Akbaş ve ark., 2011).
100 m koşusunun sadece ilk 60 metrelik bölümünde KP enerji dönüşümünün koşu performansını 
öncelikle belirlediği var sayılabilir (Hirvonen ve ark., 1987). Bu nedenle sprint antrenmanlarında 
anaerobik glikoliz enerji sistemini göz önüne alan koşu mesafeleri, dinlenme periyotları 
ve antrenman programlarının planlanmasının, sprinterlerin performansını olumlu yönde 
etkileyeceğini düşünmekteyiz (Akbaş ve ark., 2011; Kryściak ve ark., 2015)

TAG